Bir Akşam, Kendi Dilinde

Yazan: Yasemin Demir



Yurt dışında, ortak merakların etrafında kurulan sohbetler üzerine

Yurt dışında yeni tanıştığımız biriyle Türkçe konuşmaya başladığımızda, sohbetin bir yerinde mutlaka o soru gelir:

“Sen nasıl geldin buralara?”

Cevabı bazen iki cümledir, bazen bütün akşam sürer. İş için gelen vardır, okumaya gelip kalan, eşinin işi nedeniyle taşınan, çocukken ailesiyle gelen… Bir de “Bir yıllığına gelmiştim” deyip kaç yıl olduğunu hesaplarken gülenler.

Herkesin yolu başkadır. Ama birinin hikâyesinde kendi hayatımızdan bir ayrıntıya rastlayınca sohbet hemen değişir.

“Aynısı bana da olmuştu!”

O cümleden sonra sandalyeye biraz daha rahat yerleşilir.

Aynı dilin küçük keyifleri

Önce nerede yaşadığımızı, ne iş yaptığımızı konuşuruz. Sonra konu bir anda çocukluğumuzdaki bir televizyon programına gelir. Biri eski bir reklamın cümlesini söyler, diğeri devamını getirir. Masadakilerden biri hatırlamazsa, hep birlikte ona anlatmaya çalışırken daha çok güleriz.

Ses tonuyla yapılan şakalar, yerinde bir “neyse”, bir şarkının tek dizesi… Birbirimiz hakkında çok az şey bilirken bile konuşacak çok şey çıkıyor.

Üstelik aynı ülkeden gelmek, benzer hayatlar yaşadığımız anlamına gelmiyor. Türkiye’de belki yollarımız hiç kesişmeyecekti. Şimdi başka bir ülkede aynı masadayız; birinin yaptığı işi merak ediyor, diğerinin anlattığı şehir için not alıyoruz. Yurt dışında kurulan arkadaşlıkların sevdiğim yanı bu: alıştığımız çevrenin dışında kimlerle anlaşabileceğimizi keşfediyoruz.

Dil bir başlangıç, merak devamı

Aynı dili konuşmak güzel bir başlangıç. Yine de bazen insanlarla tanışsak bile sohbetin kendiliğinden aktığı o yakınlığı hemen bulamıyoruz. Biraz evden çıkmak, birilerine karışmak için buluşmalara katılıyoruz. Birlikte vakit geçirmek iyi geliyor; bir yandan da sevdiğimiz bir konuyu uzun uzun konuşabileceğimiz, heyecanlandığımız bir şeyi paylaşınca aynı heyecanla karşılık verecek insanlarla tanışmak istiyoruz.

Dil kapıyı açıyor; içeride birbirimizin nelere güldüğünü, neyi merak ettiğini keşfediyoruz.

O insanlar bazen başka bir ülkede yaşıyor. Biz Prag’dayken onlar Berlin’de, Amsterdam’da ya da küçük bir Fransız kasabasında olabiliyor. Gündelik hayatlarını dinlerken tanıdık ayrıntılar buluyoruz. Ortak bir merakımız varsa sohbetin nereden başlayacağı zaten belli.

Biri koroya başladığını anlatıyor, biz yıllar önce şarkı söylemeyi ne kadar sevdiğimizi hatırlıyoruz. Biri yazdığı hikâyeden söz ediyor, ertesi gün biz de birkaç satır karalıyoruz.

“Ben de denesem mi?”

Katılmasam mı acaba?

Yetişkin hayatında yeni insanlara ve yeni uğraşlara yer açmak biraz çaba istiyor. İşler, çocuklar, ev, önceden yapılmış planlar… Boş bir akşam bulsak bile üşenebiliyoruz.

Hepimizin “Katılmasam mı acaba?” deyip son anda karar verdiği, sonra “İyi ki katılmışım” dediği bir buluşma vardır. Çünkü o akşam biraz konuşmuş, biraz gülmüş, yeni birini tanımışızdır. Ertesi gün aklımızda bir cümle, denemek istediğimiz bir fikir kalmıştır.

Bir merakla başlayan tanışmalar

Triáda & Art’ı kurarken aklımda böyle karşılaşmalar vardı. Bir merakın peşinden gidip katıldığım atölyelerde, öğrendiklerim kadar tanıştığım insanlar da benimle kalmıştı. Bazılarıyla sohbetimiz yıllar sonra bile sürüyor.

Şimdi bu karşılaşmalara yer açmaya çalışıyorum: farklı ülkelerde yaşayan, birbirinin hikâyesinde kendinden bir şey bulan insanların ortak ilgi alanları etrafında tanışabileceği, birlikte öğrenirken sohbet edip üretebileceği bir ortam.

Bir atölyeye konusu ilgimizi çektiği için katılıyoruz. Birinin sorduğu soruda kendi merakımızı duyuyor, anlattığı bir deneyimde kendimizden bir şey buluyoruz. Bir sonraki buluşmada ekranda tanıdık bir yüz görünce selamlaşıyoruz.

Zamanla buluşmaların dışında da yazışmaya başlayabiliyoruz: söz verilen bir film önerisi, paylaşılan bir yazı, “Bunu görünce sen geldin aklıma” mesajı.

Böylece başka bir ülkede, daha önce adını bile bilmediğimiz biri hayatımızda yeri olan birine dönüşebiliyor. Bir gün yolumuz onun şehrine düştüğünde de göndereceğimiz mesaj hazır:

“Buradayım. Bir kahve içelim mi?”

Bir akşam sen de aramıza katılmak istersen, ücretsiz webinarlarımızı buradan inceleyebilirsin.

İleri
İleri

Göç Deneyiminde Sanatla Kendini Yeniden Kurmak